Maastricht Üniversitesi (Hollanda)'da yürütülen ve henüz hakem incelemesinden geçmemiş yeni bir araştırma, psikedelik ilaçların kadınlarda erkeklerden çok daha güçlü etki yaptığını ortaya koyuyor. Araştırmacılar Natasha Mason ve Eline Haijen-Bongers, 40 kadın ve 32 erkek olmak üzere 72 katılımcıdan toplam 94 ilaç seansını takip etti. Denekler psilosibin, 2C-B ve LSD'nin plasebo ile karşılaştırılı etkilerini bildirdiler.
Seçici ve şaşırtıcı bulgular
Sonuçlar beklentiyi aşıyor. Özellikle psilosibin alırken kadınlar çok daha yoğun zirve etkisi rapor ettiler. Görsel halüsinasyonlar daha vurgulu, duygusal yanıt daha dramatik. Uyarılma düzeyleri erkeklere göre sürece daha geç başladı ama daha uzun sürdü—erkekler hızlı yükselişe (30 dakika), hızlı düşüşe; kadınlar yavaş yükselişe ama zirve saatlerce devam.
Düşünce kontrolü konusunda kadınlar erkeklere oranla daha düşük skora sahipti, yani ilaç altındayken beyninin kendi fonksiyonlarını kontrol etmekte daha güçlü zorlanıyor. Bilişsel esneklikte zorluk var.
İlginç bu: 2C-B adlı başka bir psikedelikte de benzer cinsiyet farkı görülürken, LSD'de (Lysergic acid diethylamide) hiçbir cinsiyet farkı bulunmadı. Neden 2C-B ve psilosibin'de fark var, LSD'de yok? Kimyasal yapılar farklı. LSD daha stabil bir bileşik olabilir, serotonin reseptörlerine farklı şekilde bağlanıyor.
Duygusal empati testlerinde (başka birinin yüz ifadesine duyarlılık) ise her iki cinsiyet arasında anlamlı bir fark çıkmadı—bu, cinsiyet farkının seçici olduğunun kanıtı. Kan analizleri ilaç düzeylerini ölçüp, her iki cinsiyette doza karşı benzer emilim gösterdi. Bu bulgular, vücut ağırlığı farkının tek açıklama olamayacağını işaret ediyor. Başka bir biyolojik faktör mevcut, henüz keşfedilmemiş.
Hormon mı, genetik mi, başka bir faktör mü?
Mason ve meslektaşları, östrojen gibi hormonların serotonin sinyal sistemi üzerinde cinsiyet farklı biçimde etkileyebileceğini tasrih ediyor. Ancak çalışmada menstrual siklus aşaması ölçülmedi, bu da hormonların rolüne ilişkin kanıtları eksik tutuyor. Mason açıkça söylüyor: Kadınlara daha düşük doz gerektiği sonucuna şimdilik varılamaz. Bu erken bulgular. Terapötik faydalara ilişkin henüz veri yok. Araştırma, ilaçlarla etkileşimde biyolojik cinsiyetin çok daha çok sayıda gizli faktörle bağlı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Ön-basılı halindeki bu bulgular gelecekte psikedelik-yardımlı terapi protokollerine yön verebilir.
Tedavi uygulaması
Psikedelik-destekli terapide doz belki kritik değildir, ancak set ve ortam önemlidir. Mason'ın bulguları, kadınlara yönelik terapide bireyselleştirilmiş protokoller tasarlanması gerektiğini gösteriyor. Aynı doz, farklı deneyim yaratabilir. Gelecekte klinik protokollerde cinsiyet farklılığı göz önünde tutulacak. Gelecekte, psikedelik tedavisi cinsiyet-özgü protokolleriyle standart hale gelebilir. Öncü klinikler bu bulguları uygulamaya başlayabilir. Araştırma henüz yayımlanmamış olsa da, psikedelik araştırması camiası bulgular hakkında tartışmaya başladı. Gelecek yıllarda yapılacak çalışmalar, hormon rolünü, genetik faktörleri ve sinir ileticisi sistemleri daha detaylı inceleyecek. Sonuç olarak, cinsiyet farkı psikedelik-destekli terapinin tasarlanışında önemli bir değişken olabileceğini gösteriyor.