Tedavi dirençli depresyonda yeni bir umut: Sonora Çölü kurbağalarının zehrinden elde edilen mebufotenin (5-MeO-DMT) adlı psikedelik maddenin, antidepresan ilaçlara yanıt vermeyen hastaları iyileştirebildiği klinik deneyde kanıtlanmıştır. Çok sayıda hastanın 2 ilaç, kimileri 5'ten fazla antidepresivanı denemesine rağmen yanıtsız kalan depresyon belirtilerinde, bu maddenin tek dozu yeterli olduğu ortaya çıkmıştır.
David Feifel ve araştırma ekibi tarafından yürütülen çalışma, Avustralya, Avrupa ve ABD'de işbirliği içinde Faz 2b randomize klinik deneme olarak düzenlenmiştir. Çalışmaya 193 katılımcı dahil edilmiş, katılımcılar 0,3 miligram, 8 miligram veya 12 miligram dozlarından biri alan nazal sprey formında mebufotenin almışlardır. Sonuçlar Journal of the American Medical Association (JAMA) dergisinde yayımlanmıştır.
Hızlı etki, uzun süreli yarar
Mebufoteninin en dikkat çekici özelliği, etki hızıdır. Diğer antidepresanlar haftalar alan tedavi sürelerinin aksine, bu madde dört ila on iki saat içinde hastaya etki göstermektedir. Hastaların çoğu, psikedelik etkisinden kurtuldukları iki saat sonra hastaneden tahliye edilerek evlerine gönderilmiştir.
Faydalar yaklaşık iki gün sonra belirgin hale gelmiş ve en az sekiz hafta sürmüştür. 8 miligram ve 12 miligram dozlarında depresyon şiddeti sırasıyla 6,2 ve 5,3 puan düşmüştür (10 puanlık ölçekte). Bu sonuçlar, esketamin (ketamin benzeri daha hızlı bir antidepresan) ve travmatik beyin hasarında kullanılan transkraniyal manyetik uyarımda sık sık tekrarlanan tedavi ihtiyacının aksine, mebufotenin tek doza uzun vadeli yarar sağladığını göstermektedir. Ketamin, başta anestezi olmak üzere tıpta kullanılan bir madde ise de, 2019'dan sonra dirençli depresyonda umut verici sonuçlar göstermiştir; ancak hastaların her 2-3 haftada enjeksiyon alması gerekmektedir.
Yan etkiler hafif, faz 3 deneye hazır
Yan etkiler çoğunlukla hafif ila orta şiddette gerçekleşmiştir: baş ağrısı, mide bulantısı, burun içinde ağrı gibi. Yalnızca bir katılımcı ağır panik atak yaşamıştır. Araştırmacılar, bu yan etkilerin psikedelik maddelerin kendilerine has tepkiler olduğunu, ancak modern tıbbi gözetim altında yönetilebilir olduğunu vurgulamışlardır.
İlgi çekici bir nokta, antidepresanların tipik yan etkilerinin (cinsel işlev bozukluğu, kilo alımı, uyku bozukluğu) mebufoteninde görülmemiş olmasıdır. Araştırma ekibi, 8 miligram dozunun, Faz 3 (son aşama, FDA onayı öncesi en geniş ölçekli) klinik deneyleri için en uygun olduğunu belirleyerek bir adım daha ileriye götürmüştür.
Klinik bağlamda ihtiyatlı yaklaşım
Birkaç önemli sınırlama göz ardı edilmemelidir. Çalışmadaki depresyon iyileştirmesi ortalama olarak yüzde 30 civarındadır; bu, ketamin veya elektrokonvülsif terapiyle karşılaştırıldığında daha düşük kalmaktadır. Ayrıca, intihar riski yüksek olan hastalar çalışmadan hariç tutulmuştur, bu yüzden gerçek uygulamada ürün ne kadar güvenli olacağı henüz bilinmemektedir. Uzun vadeli tedavi sonlandırma işlemleri ve bakım ilaçlaması hakkında henüz net bilgi bulunmamaktadır. Yine de, tedavi dirençli depresyonda sınırlı seçenekleri olan hastalar açısından, mebufoteninin Faz 3 deneylerine gitmesi, depresyon tedavisi alanında önemli bir gelişmedir.